Uzun zamandır ilk defa kesintisiz ve denizli kumlu bir tatil yaptım, hem de iki hafta. YETMEDİ!

Soruyorum kendime, “tatilin nasıl geçti” diye soranlara her seferinde “yetmedi” demez miyiz? Aslında cevap da konu da bu değil bence. Zaman nasıl göreceli ise, doyum da beklentiyle bağlantılı olabilir mi?

Severim Perşembe akşamından yola çıkmayı. Üç-dört günlük tatil bana en idealidir. Uzun tatiller yorar, sıkar derim hep; her şey tadında olmalı…Azla yetinmek bence en güzeli. Üç-dört günlük tatillerimin duygusu hep 10 güne tekabül eder. Kısıtlıdır ya zaman, her anın değerini bilir, keyfine varırım. Tam yetti derim, kararında, iyi dinlendim. Oysa şimdi, iki hafta yetmedi! Bedenim dışında her şey kumsalda kaldı. Aşk da yoktu aklımı kalbimi oralarda bırakacak oysa…

Çoğun değerini bilmemek değil konu aslında, azın kıymetini bilmek. Azın beklentisi, kıymeti, heyecanı, doyumu hep daha çok. O zaman neden çoğa gidiyoruz ki? Çok için neler kaybetmiyoruz; zaman, para, inanç, haysiyet, gurur bazen… Ve ne kazanıyoruz?

Hangi alanda olursa olsun en değerli bence ‘az sayıda kalite’: Az arkadaş çok güven; az sevgili çok duygu; az zenginlik çok zaman; az tatil çok keyif; az tüketim çok okuma; az konuşma çok bilgi…

Sofradan tokluk hissini almadan kalkan sağlıklı bireylerden biri olmak en güzeli…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s