Kendime ayırdım bugünü, internette biraz dolaşıp ne var ne yok, kim ne yazmış ne paylaşmış diye zaman geçiriyor, eğleniyorum. Haleti ruhiyetimde sanki bana bugün gerekli olan bu. O yüzden araya dereye sıkıştırmadım ekran karşısındaki gezintilerimi, zaman bol bugün bana.

Tesadüf bu ya, üst üste birkaç blog yazısı IKIGAI kitabını özetliyordu. Birden, “Senin ‘İkigai’n ne?” diye soran eski bir blog yazısını hatırladım. Kitabı ben de yakın zamanda okumuştum. Bu kadar önüme gelince de bu soruyu cevaplandırmadan geçmeyeyim dedim.

Önce yazarları incelerim okuduğum bu tarz kitaplarda…Neden bu kitabı yazmıştır anlayabilmek için derinliğini. Her iki yazar da İspanyol. Héctor García aynı zamanda Japon vatandaşı ve uluslararası bir kişi. Francesc Miralles ise gazeteci yazar ve ödüllü bir edebiyatçı. Kişisel gelişim üzerine odaklanmış.

Bu arada ‘IKIGAI’ teriminin Japonca anlamının ‘yaşam değeri’, ya da ‘yaşamdaki amacınız’ olarak ifade edildiğini söyleyeyim. Aslında herkesin kendi ‘ikigai’ si olduğunu ifade ediyor kitap ve tanıtıyor Japonların sırrını. Sır mı? tartışılır: Mesajlar ortak; iyi, doğru ve yeterince beslen, sağlam kafa sağlam vücut, işleyen demir ışıldar, az stres, doğru ve somut hedef, dostluk, sadakat, sade yaşam, iyimserlik, yoga öğretileri ve meditasyon.

Şimdi de arkadaşın sorduğu “Senin ‘İkigai’n ne?” sorusuna cevabım:

Kaliteli, sağlıklı ve onurlu yaşamak ve paylaşmak için gerekli her şey. Bunları başarmak için de her gün mücadele ediyorum. Bazen düşüyorum bazen kalkıyorum ama mücadele etmeyi sürdürüyorum. Kaliteyi tutturmak için stresle baş etmeye; sağlıklı yaşam için elimden geldiğince spora, sağlıklı ve yeteri kadar yemeye, sevdiklerimle vakit geçirmeye zaman ayırıyorum. Onurlu yaşamak ise çizgimden çıkmamakla oluyor. Tüm bunlar benim sevdiğim, iyi olduğum, kazandığım ve herkese kazandırdığım şeyler.  İşte benim İkigai’m, var oluş şeklim.

Bu ne Japonların sırrı, ne Karadeniz yaylarımızda yaşayan insanlarımızın sırrı, ne de benim. Hepimizin çabası genelde bu, doğru yolda olanlar ve olmayanlar, bir de olamayanlar olarak ayrışıyoruz. Bence başarı sadece içimize dönmekle alakalı. Ara ara kaybettiğimiz ’ben’i bulmakla. Çevremizin bize verdiği ve bizim tercihlerimizle izin verdiğimiz zararlar, ‘ben’ de açılan yaralar, ancak kişisel gelişim çerçevesinde öğretiler ve tekrar hatırlatmalarla tedavi edilmeye çalışılıyor. Bu çerçevede güzel bir kişisel gelişim kitabı. Ama o kadar da uzağa bakmaya gerek yok diyorum. Aynı resme farklı perspektiflerden bakıyoruz sadece, ki bir perspektiften göremezsek diğerinden belki görebiliriz diye. Görebilmek, farkındalık anahtar, harekete geçmek kapının kolu.

Karadeniz yaylalarındaki yaşam sırları diye İngilizce bir kitap yayınlasam, o da bu kadar satar bence.

Uzağa bakmaktan yakını görmez olduk. Başkasına bakmaktan kendimizi görmez olduk.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s