“Ah, bugünkü aklım olsaydı farklı yapardım” deyip de farklı yapmayanlardan mısınız?

Üstelik yapmama sebebini sosyo-kültürel çevremizin görünmez ve aleni yaşattığı baskılar olarak mı gösterirsiniz? Ya da beyaz atlı bir annenin, ya da evladın, ya da yakışıklı bir prensin ortaya çıkmamasına mı dem vurursunuz?

Şşşttt…kimse duymasın…yakışıklı bir prensti benim dem vurduğum! Çünkü annem siyah atlı güçlü ve gelenekseldi. Desteklemesi zordu, nitekim umudum çabuk söndü. Çocuklarım küçüktü, beklentim hiç olmadı. Bir umudum beyaz atlı prensti ama zamanla gördüm ki, ne gelen var ne giden. Belli ki süreç yokuş yukarı; her şey hazırdan önüme gelmiyor, bir peri kafama asasıyla yıldızlar saçmıyor, “değişeyim-dönüşeyim bari” dedim kendi kendime, “çok iş ama olsun, küçük adımlarla ilerlemek yerinde saymaktan iyidir.”

Zamanla gördüm ki, ne kitaplarla, ne de öğretiler ve derslerle merkeziyetçilik tarzında anlık bir değişim olmuyor, herkes kendi deneyimini yaşıyor. Yol aldığını gördükçe insan değişime inanıyor, özgürleşiyor. Ruhsal özgürlük fiziksel özgürlüğü de getiriyor, çünkü insan içindeki gücü fark ediyor önce. O zaman sevebiliyor, sevilebiliyor, yüreği rahatlıyor.

Hedef; değişim, dönüşüm. Sonuç; iyilik, güzellik. Süreç; AĞIR. Ağır derken bir diğerini kıskandırmayayım diye her iki anlamında kullanıyorum, hem ağırlık olarak hem zamansal olarak.

5 maymun’ hikâyesini duymuşsunuzdur. Öyle yazıldığı çizildiği gibi aslında California’da yapılmış bir deney olmayan, kitaplarda bu şekilde atfedilen ama referansı olmayan, biraz çeşitlendirilmiş biraz değiştirilmiş bir hikâye. Öğrenilmiş gerçeklerin otomatikleşmiş davranışlara dönüşmesini anlatan, pek de akla yatan ama akla yatsa da insanlarımızın sorgulamadan inandığı hikâye. Eğer bu hikâye maymunlar için doğruysa, insanlar için neden doğru olsun ki? Yaptığı hatalardan kolay kolay ders almayan, alsa da kolay kolay davranış değiştirmeyen varlıklarız biz…fakaaatt….hatayı ölesiye tekrar ettiğimiz gibi, tam ters köşe de yapabilen bir beyne ve yüreğe de sahibiz. Şimdi sesleniyorum kafese sonradan konulan maymuna…

Sevgili maymun, muza uzanmanın bedelinin dövülmek olduğunu öğrendin. Yine çık merdivene dövüleceğini bile bile, çıktıktan sonra da madem çıkmışsın merdivenden yukarıdaki asılı muza uzanmışsın, önce at ağzına muzu, bir güzel ye, dayak da sonraki öğünün olsun. En azından karnın ve ‘egon!’ doysun.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s