Dün akşam trafikte içimdeki canavarı zapt etmeye çalışırken beklenmedik bir şeyle karşılaştım!

Tek şerit üzerine gidiş geliş bir kestirme köy yolu son aylardır çok cazip şoförlere. Sabahları kuzey istikametinde “önümdeki-yanımdaki ne biçim sürücü beceremiyor yol kesmeyi” diyerekten bir şeritten üç şeride çıkarak dönüş yapan, “sağım solum önüm arkam hepsi benim” diyerekten 10 metre sonra herkesi sıkıştırarak en az beş arabanın devre devre önünü kesen, akşamları güney istikametinde ara açıklıklar bulup 30 metrelik gereksiz ikinci şeritleri oluşturarak ilerleyen ve “Ay tüh, mecburen kesiyorum” hallerinde yol alan pek becerikli ve süper zeki (!) sürücüleri bir arada görmek istiyorsanız adres verebilirim. Hani klasik trafik hallerimiz; saygı, kural, akıl, beraber yaşamanın gereklilikleri hak getire, orası kanıksandı fakat burada daha dar bir çemberde “her şey dahil” tadında bir trafik. Ama durun! Asıl şaşırtanı anlatacağım.

Çok sakinim. Çünkü biliyorum bir kısmı üniversite öğrencileri, benim öğrencilerim. Yol verebildiklerime veriyorum. Bu genel durumum. Fakat, dün akşam sağdan sıkıştıranlara dikkat ederek ilerlerken, soldan yani karşı şeride çıkıp belki 50 arabayı bu şekilde geçmiş bir aracın solumdan sıkıştırarak beni sağdaki boşluğa atma saygısızlığında sakinliğim dibe vurduğu gibi, içimdeki canavar merdivenlerden hızla çıkmaya başladı. Nabız artışıyla yaşadağım bir çatışma kendi içimde, “boş ver” diyen… bir diğeri “haddini bildir” diyen. Öyle karşıyım ki trafik canavarlarına, onlardan biriyle karşılaşınca benzememeye gayret ediyorum oysa.

Muhatap olmadan yavaş yavaş ilerleyen trafikte sola sınırda, ama asla sağa yanaşmayarak, ayna temasıyla devam ettim. Hooop sonra sağdaki anlamsız boşluğa da bir araç girdi. O boşluğa nasıl sığdı, bir muamma. Tek şerit hak, üç şerit 20 km hızla dur kalk bir arpa yolu ilerliyoruz. Şaka gibi! Herhalde heyecan arayışındayız! Tabi 5 metre sonra sağdaki kaldı, soldakiyle yağmur altında karanlıkta sessiz savaşa devam ettik bir 15 metre daha. Bendeki sakin ayna temasından mıdır nedendir bilmem, solumdaki durdu birden, bana yol verdi, kendi şeridime geri geçmem için. Yavaşça yerime geçtim aheste trafikte.

Acayip bir duygu aptallığına büründüm. En beklemediğim hareketti. Öfkem bir anda yok oldu. Öyle ‘başardım, direttim kazandım’ gibi bir duygu değil. Biraz utanç bile vardı duygularımın kenarında. Gülümsedim kendi kendime, teşekkür ettim adama, beş dakikadır kızgınlığımı kontrol ettiğim adama, akşam yorgunluğunda nabzımı yükselten haklarımı çiğnemiş adama.

Ne hikmettir kabul görmek, özür dilenmesi gerek sözle gerek davranışla, hiç fark etmez. Nasıl güzel bir duygu fark edilmek, geri adım atılmasını izlemek, geri adım atmak, haklı haksız fark etmeden…o çıktığın, çıkartıldığın öfke merdivenlerinden inmek.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s