Hayret ederim kendime bazen. Gerçekler apaçık önümde durur ve yaşanmışlıklarla defalarca tecrübe edilirken, ben halen nasıl görmem diye. Kim bilir belki de görmemezliğe gelirim…altında artık nasıl sebepler yatıyorsa! Öyleyse de bilinç dışı yaptığım bir şey olmalı. Çünkü o gözüme gözüme sokulan kocaman resmi görmezken (veya görmezden gelirken) o resmin ayrıntılarında boğulurum.

Mesela inanılmaz hata yakalarım; gerek romanlarda yazım hataları, uzun kitaplarda mükerrer ifadeler, hele filmlerde…tekrar kareler, sahneler içinde atlamalar, ayağının duruşunun anlık değiştiği ve montajcının yakalayamadığı sahneler…hem de inanılmaz bütçeli filmlerde…

Herhalde garip bir miyopluk içerisindeyim.

Hiç Monet’nin tablolarını gerçek hayatta gördünüz mü? Ben gördüm…Devasa tablolara yakından baktığınızda inanılmaz bir renk cümbüşü vardır ve gördüğünüz, şekilden uzak karmaşık bir resimdir. Sizi alır götürür. Anlamaya çalışırken daha da yaklaşabilir ve sadece renklere odaklanabilirsiniz. Ancak geriye doğru onlarca adım attıktan sonra uzaktan baktığınızda resmi anlayabilirsiniz.

İşte tam söylediğim şey bu: Büyük resmi görmek yerine ayrıntılarda kaybolmam. Oysa gerekli olan, olduğun o yakın ortamdan uzaklaşıp, belli bir mesafeden tekrar o resme bakmak ve gerçekleri çok daha net görmektir. İnsanın o sırada yanında bilgili, tecrübeli, dürüst birinin olması belki de gerekli bakışı daha kısa zamanda doğru noktaya yönlendirmeyi sağlayacaktır.

Bu bana bir deyimi çağrıştırdı. “Şeytan ayrıntıda gizlidir”! Yok, Ahmet Ümit’in kitabı değil çağrışan…Şeytanla yakından uzaktan bir akrabalığım da yok, kendisini tanımam…Bence benim bu durum tam anlamıyla “Tanrı ayrıntıda gizlidir” deyimine tekabül ediyor. İyi de fark ne?

“Tanrı ayrıntıda gizlidir” sözü aslında diğerinden önce Almanlar tarafından ifade edilmiş bir deyim.  Sonra Amerikalılar tarafından “şeytan ayrıntıda gizlidir” sözüne dönüyor ve genelde hep bu deyim kullanılıyor. Oysa ikisi çok farklı ve birbirini belki de tamamlayan ifadeler. “Tanrı ayrıntıda gizlidir” ifadesinde aslında ayrıntılara baktığında güzeli, doğruyu, aşkı, özeli görürsün derken, “şeytan ayrıntıda gizlidir” ifadesinde yeterince detaylara bakmadığın durumda zarar görebilirsin diyor, yani ilki pozitifi yakalamayla ilgiliyken, ikincisi negatife maruz kalmayarak pozitife ulaşma amacı güdüyor.

Bu durumda, benim deyimim “Tanrı detaylarda gizlidir”. Ama iyilik olmadan kötülük olur mu? Yin-yang misali biri karanlık diğeri aydınlığa bakarken nasıl ayrıştırılabilir bu sözler?

Ellialtı (adım geriye)” üzerine 3 yorum

    1. Teşekkür ederim çok naziksiniz. Nasıl olabilir tavsiyelerinizi dinlemek isterim. Çünkü her ne kadar üretilenlerde hata yakalasam da var olanların güzelliklerinde kaybolduğum için darbeler az gelmedi 🙂

      Liked by 1 kişi

      1. Haklısınız kötülük olmadan iyilik olmuyor 🙂 İkisi bu dünyada bir arada, dünya ondan var. Ne iş yapıyorsunuz bilmiyorum ama önemli işlerde hatalı yeri gören gösteren insanlar çok önemli, mesela bir makinenin bir vidasındaki sorunu ancak siz görebilirsiniz. Nacizane önerim, hataları bulup çıkarmayı iş alanınızda kullanın, çok başarılı olursunuz 🙂
        Diğer yandan detay seçici yaradılışınızın dışına çıkmak zor olduğu için onu bastırmayın, insan yaradılışına ters hareket ederse mutsuz olur. Bunu işte kullanmak avantaj ve iş dışında tam tersini yapın, algınızı ‘iyi detayları’ bulmaya açın. Zamanla olur, sadece zorlamayın. Sevgiler 🙂

        Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s