Çocukluğumdan beri alışkanlığım sabah uyandığımda yatakta yatmaya devam edip düşler kurmaktı. Ama ne düşler… Aşklar, arkadaşlıklar, ilişkiler üzerine çekingenliğimi aştığım, cevap verebildiğim, kavga edebildiğim, yapamadıklarımı yapabildiğim, mesela beğendiğimle gözgöze gelebildiğim, koştuğum uçtuğum, utangaçlığımı ve yer çekimini yendiğim düşler…

Zamanla, ki bu zaman uzun bir süreç yaş dikkate alındığında, düşler azaldı. Gece uykusuzlukları, sabah yorgun kalkışları, çocukları okula hazırlamalar, işe yetişme telaşları düşlerin yerini aldı. Ama hafta sonları vardı düş faaliyetleri için. Neden olmasındı. Hafta içindeki eksikliğini telafi etmek adına, hayatın gidişatındaki memnuniyetsizliklerimin yarasını sarmak adına, uyuyor görüntüsü altında yaşadığım düşlerin hafta sonlarındaki süresi uzadı.

Hayal edemeyen insanın gerçeği kısır olurmuş hissiyatıyla tam gaz devam ettiğim düş kurma seanslarıma ara verdiğimi fark ettim son zamanlarda. Yazmam da azaldı, okumam da, hayallerim gibi, sanki bir durgunluk dönemi…

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s