Ellisekiz (dilemma)

Nasıl bir ikilemdir, için kaynarken dışındaki sakinlik! İnsanlar vardır sakin sulara benzer. Güneş vücudunu ısıtırken, doğanın sesleri kulağında, biri eğilir suya doğru… bakar kendini görür o sakin suda. Güneşin sıcaklığı, giysilerinin hafifliğiyle güzel bir duyguya bürünür o kişi. Kendine bakmaya doyamaz, suyun güzelliğiyle birleşir bakışı, kendini daha bir güzel bir görür. Su gibi hafifler kişi; sakinlik, huzur ve umut kaplar yüreğini.

Ama su aslında ağırdır. Yansıtmasının sebebi ağırlığıdır. Kim bilir neler vardır içinde kıpırdaşan, dibinde yatan. Kim bilir belki derinliğinde yüzeye çıkmaya çalışan ne sıcak buharlar vardır. Belki de bu su içeriden içeriye fokurdayan ağır metaller içeren, hatta bu sebeple yüzeyde daha da durgun gözüken gerçek bir yanılgıdır.

Kişi vardır… suyun derinliklerinden çıkan kabarcıklarla bozulan yüzeydeki görüntüden uzaklaşan. Çünkü kişinin kendi güzelliğini yansıtmıyordur artık ve o kişi aslında sadece kendini güzel görmek için o suya öyle güzel bakıyordur.

Kişi vardır… suyun derinliklerinden çıkan kabarcıklarla bozulan yüzeydeki görüntülerle mest olan, ve daha dikkatli daha anlamlı bakan; merakla oluşumları izleyen ve bu oluşumlarda güzellik gören. Aslında kendine değil karşısındakine bakan.