Yetmişbeş (uyum)

Kendimle, ailemle, sevdiklerimle bir savaşa çıktım kendi içimde, düşündüm, anladım, anlamadım, gerçeği gördüm, üzüldüm, sevindim, hazmedemedim, ama kabullendim. Yalanı gördüm üzüldüm, yalanı hazmedemedim, ama varlığını kabul ettim. Tekrar düşündüm, kabul etmeli mi, zamana bıraktım sonra değerlendirmek için.

Aile olmanın dayanılmaz güzelliği, aile olmanın anlaşılmaz yorgunluğu…dostların varlığı, var olmalarının dayanılmaz hafifliği…derken bir meydan muharebesi…sorarsanız sağ çıktım, zaferle sonuçlandırdım ve tekrar aynı sonuca vardım:

İnsanlar değişmez, sadece uyum sağlar kaybetmemek uğruna, ya da baş kaldırır egosu özgürlüğü uğruna. Değişmeyen şey değişim değildir. Değişmeyen şey uyum sağlamaktan öte değildir.

Ellibir (Kahkaha)

İçim kıpır kıpır, bulmuşum değerli bir taş, nereye koyayım bilemiyorum.

Sanki beni bul dercesine parlayan, beni belki de yolumdan çeviren, ışığıyla biraz da büyüleyen taşı koydum cebime. Götürdüm evime. Şimdi de yer bulamıyorum. Buraya koysam, daha iyisini hak ediyor, başucu yapsam, bilmem hak ediyor mu? Kafam karışık. Getirmese miydim eve diye düşünmüyor değilim. Aslında bana parlamıyor muydu? Kurduğum o gizli bağlantı bir yanılgı mıydı?

Yok olmaz bu yaşta bu karışıklık hiç çekilmez. Net olmalı hayat yorgun yılların üstüne. Karıştırıp kafayı yormamalı. Belki de tam olarak bu değil mi yalnızlaşmamızdaki sebep? Birlikte her türlü savaş verilir diyen ama her savaşı kendi kendine vermiş olan ben bu noktadayım. Netlik oysa, her tadı, her sesi, her düşünceyi tadında yaşamayı sağlar.

Dostluk da netliktir aslında. Şu anlattıklarımı dakikalar önce dostuma anlatırkenki netliğim bir başkaydı tabi. Dostluğun en güzel yanı ne biliyor musunuz? Korkusuzca hatta çok eğlenceli bir şekilde en zayıf, en garip yanlarınızı paylaşabilmek, dalgasını geçebilmek. Yaşadığınız, yaşayamadığınız, hissettiğiniz ama gösteremediğiniz her türlü saklı hazinelerinizi, hayallerinizi, biraz da fütursuzca anlatabilmeniz. Karşılığında da beraberce geçilen dalgaların, tavsiyelerin, desteklerin vesaire peşine ne geliyorsa…hele atılan o kahkahaların değeri ölçülemez.

Aslında her derde deva, bir dost. Şekli rengi cinsiyeti de fark etmez hem. İster kız arkadaş, erkek arkadaş, ister anne, baba, kardeş, ister kedi, köpek, müzik, hatta su…suyla paylaştığımız, suya döktüğümüz kalp acıları az mı?

Ve elimdeki kalem…bu kalemle yazdıklarım, paylaştıklarım. Kalem ki, bir dosttan hediye.